logotype
  • Dünya
  • Osmanlı
  • Diger Konular
  • Türkiye
  • Edebiyat
AddThis Social Bookmark Button

Gazi'nin sponsoru kimdi?

Kullanıcı Değerlemesi:  / 2
Kötüİyi 

Vaktiyle, yazarının kim olduğunu şu anda hatırlamadığım bir kitaba göz atmıştım: şair ve patron... Kitabın tezi ilginç gelmişti fakire o zaman... Yazar, özetle diyordu ki her devirde, her zaman, her şairin arkasında bir "para babası" vardır. Mevlana'dan beri şiir yazan fuzuli,  baki, nedim vb şairlerin hepsi de yazdıklarının karşılığını  ya bir beyden, ya bir paşadan, ya da bir sultandan almışlardır; tabi hediye olarak... Yoksa bunca şiiri yazamazlardı. Doğru! Kanımca da öyle olmalı. Zira günümüzde de üç aşağı beş yukarı  durum bu... Her yazıp çizen özellikle şairlerin, eserlerini yayınlatacak bir yayınevi patronu bulamadıkları sürece işleri zor. Şiir kitaplarını zararına da olsa yayınlama alicenaplığını gösteren yayıncılar, şairlerin bir nevi patronu mesabesindedirler. Bu tür fikir ve sanat eserlerinin halka ulaştırılmasına yardımcı olan para kaynaklarına günümüzde "sponsor" dendiğini biliyorsunuz. Bunun gibi her fikir sahibi de fikrini hayata geçirmek için bir  yere sırtın dayamak zorunda yani o kimsenin bir "sponsorun kanatları altına” girmesi şart... Yoksa herkes, düşündüğünü beyninde taşıyarak girer mezara...

Mesela, "batmış bir ülkeyi yeniden kurmak" fikrine sahip bir kahramanın ihtiyaç duyacağı ilk şey de, gayet tabi  ki cesarettir ancak cesaret çoğu zaman ölüm getirir. Cesaretin yanında "malak derisiyle" paranız yoksa fikirlerinizi hayatta geçiremezsiniz; asla! "Deli cesur" bir adamın kafasındaki "çılgın Türkler" fikrini hayata geçirebilmesi için ya "malak derisiyle parası" olacak ya da bu miktarda servete sahip bir sponsoru... İkiden hâli değil!

Sözü şuraya getirmek istiyoruz ki... Batmış bir devletin artık "maaş bile ödeyemediği" Gazi Paşa'sı, kafasındaki "çılgın proje"yi gerçekleştirebilmesi için gereken "malak derisiyle hazineyi" nereden buldu? Yani Mustafa Kemal'in  sponsoru kimdi?

Günümüzde kuruluş aşamasındaki her şirketin bir sermayeyle resmiyet kazandığı, her derneğin yüklü bir banka hesabıyla kotarıldığı, her partinin "dudak uçuklatacak" kadar bol sıfırlı  maddi varlıkla siyasi arenaya çıkabildiği bir gerçeklik olarak önümüzde dururken, "yerin dibine batmış bir imparatorluk"tan yepyeni bir devlet çıkarıp onu ayakları üzerine kaldırmak  az buz parayla olacak iş midir? Öyleyse can alıcı sorumuzu  burada bir kez daha tekrarlayalım: Gazi Paşa, devlet kuracak miktardaki parayı kimden ve nereden aldı?

Bu sorunun  cevabı muğlak... Bilinen cevapları sıralayalım: Birileri inanmasa da başka birileri bu paranın padişah tarafından sağlandığını iddia etmektedirler. Fakire göre de sultan, paşaya  bir miktar para vermiş olmalıdır. Peki; padişah, paşaya ne kadar "harçlık" vermiş olabilir? Çeşitli kaynakların dediğine göre sultan, o zaman adı halk arasında "Sarı Paşa" olarak geçen Mustafa Kemal'i sarayına çağırıp: "Paşa paşa, Devlet-i Aliye'ye hizmet zamanıdır. Bu vatan senden fedakarlık bekliyor." dediği zaman, ilk iş olarak paşanın cebine bir miktar “harçlık” koymak zorundaydı. Bu miktar kimilerine göre kırk, kimilerine göre yirmi beş bin liradır. Üç yüz bin diyenler de vardır. Üstelik sultanın, bu paranın önemli bir miktarını sahibi olduğu "hasahırlar"ındaki cins yarış atlarını satarak sağladığı  biliniyor. Paranın kalanı da saray harcamalarını kısarak bir araya getirilmişti. Bu miktar ister kırk, ister yirmi beş bin, isterse üç yüz bin lira olsun çökertilmiş bir imparatorluğun enkazından dinamik bir devlet kurmaya yeter mi? Asla! Kanaatimizce, "dişinin kovuğuna" bile yetmez. Öyleyse gazi'nin  ana sponsoru kimdi?